Bir çok insan gibi biz de üniversite yıllarının idealist, biraz da hayalperest bir ruh haliyle geçiren gençlerdik. O yıllarda farklı ülkelerde yaşamamıza rağmen, belki de ortak tek özelliğimiz olan hayalperestlik, yollarımızı Şirince’de kesiştirdi. Bir de ortak bir derdimiz vardı: Ülke meselelerinin çoğu zaman sığ, yüzeysel ve fazlaca karamsar bir şekilde ele alınmasından sıkılmıştık. Türkiye’nin bugünkü eksik olmayan ekonomik, sosyal ve siyasi sorunları daha sakin, daha derinlikli ve daha çözüm odaklı bir zeminde tartışmak mümkün olamaz mıydı? Hem içi dolu tartışmaların yapılabildiği hem de sağlam temelleri olan çözüm önerilerinin ve somut inisiyatiflerin filizlenebileceği bir entelektüel vaha inşa diye düşünmeye başladık. Yıllar içinde hepimizin hayatı farklı yönlere evrildi. Ama bu soru kafamızı meşgul etmeye ve ortak paydamız olmaya devam etti.
Zaman geçtikçe, bu ihtiyacın giderek arttığını ve hayalini kurduğumuz bu vaha yaratmanın artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldiğini fark ettik. Ve Payda’yı kurduk. Amacımız büyük iddialar ortaya koymak değil. İçi dolu tartışmaların yapılabildiği, ölçülebilir çıktılar üretebilen ve temeli sağlam yeni inisiyatiflerin doğmasına elverişli alanlar oluşturmak. Buluşmalarımızın sonunda ortaya çıkan fikirlerin, raporların, önerilerin ve proje taslaklarının; yeni teşebbüsler için bir başlangıç noktası olmasını, küçük de olsa anlamlı ve uzun vadeli etkiler yaratmasını hedefliyoruz.
Buluşmalarımızda geniş bir yelpazede konuları ele alsak da, ana temalarımızı deneyimlerimiz ve ilgi alanlarımızla örtüşen başlıklar etrafında kurguluyoruz:
Ağaçların arasında, açık havada ve taş yapıların serin gölgesinde bir araya geliyoruz. Şehir gürültüsünden uzakta, zamanın daha yavaş aktığı bu yerde; odaklanmak, düşünmek ve derinlikli sohbetler kurmak mümkün hale geliyor.